Türkiye’de Yalıtımın Dünü ve Bugünü
Türkiye’de yalıtımla ilgili ilk yönetmelik 1979 yılında o dönem İmar İskân Bakanlığı tarafından TS 825 ısı yönetmeliği olarak oluşturulmuştur. 2000 yılına kadar bu yönetmelik yaptırım zorunluluğu olmadan uygulanmış ve olumlu sonuçlarda alınmıştır. Türkiye’de ısı bölgelerine bağlı tavsiye edilen ısı geçirme dirençleri, duvar örgü ve yalıtım sıvalarıyla elde edilmekteyken 2000 yılından sonra önemli değişikliklerle yeni ısı geçirme katsayıları oluşturulmuştur. Türkiye’de yakın tarihte meydana gelebilecek bir soğuk iklim değişikliği tehlikesi olmamasına rağmen yalıtım kalınlıklarını direkt etkileyecek bu değişiklik neden yapılmıştır? Enerjiyi daha verimli kullanmak adına olabilir mi? sonuç alınabiliyor mu? Bu soruların cevabını incelediğimizde maalesef bu değişikliklerin olumsuz olduğu ortaya çıkıyor.

Isısal Konfor
Binalarda ısısal konforu dış duvar iç yüzey sıcaklıkları ve iç ortam sıcaklıkları belirler. Isısal konforu olan iyi yalıtımlı bir binada iç ortam sıcaklığı 18-20 derece, dış duvar iç yüzey sıcaklığı  17  derecelerde olmalıdır.

Binalarda iç hava sıcaklığı tek başına, ısısal konforu belirlemez. Kışın binalarda iç ortam sıcaklığı yerine sadece dış duvarların iç yüzey sıcaklığı çok önemlidir. Dolayısıyla binaların ısıtılmasının, duvarlar için yapıldığını bilmeliyiz. İnsan vücudunun, büyük ölçüde ısı kaybı ve üşümeyi hissetmesi, radyasyon (ışınım) ile olur. Bu ısı hareketi ile iç ortam sıcaklığı ılık dahi olsa, dış duvarların iç yüzeyleri soğuk ise, üşür ve hatta titreyebiliriz. Kısaca 18 derece iç ortam sıcaklığında 16,8 derece nin üzerinde üşümezken, dış duvar iç yüzey sıcaklığı 10 derece, iç ortam sıcaklığı 24-25 derece olan mekânlarda üşüme hissedilir. Bu konuda ısıl konfor eğrileri ve diyagramlarına bakmak kâfidir.

Duvar ısı geçirme katsayıları ( U değerleri),  gerçekte büyük bir yanılgı veya aldatmacamıdır?
2000 yılından sonra değiştirilen TS 825 Isı yönetmeliğinde ısı geçirme katsayılarına bağlı hesapla duvar bileşeninden geçen ısı tasarrufu %70 olması gerekirken %20-25 arasında sonuç elde ediliyor. Duvar malzemelerinin yalıtımlarla birlikte yekpare kabul edilmesi, yaşanan iç ortam sıcaklıklarına bağlı duvarlarda meyana gelen terleme ve yoğuşmanın olumsuz etkilerini dikkate almadan, teorik hesap ve kabullerle elde edilen sonuçlar gerçekleri yansıtmıyor. TS 825 Isı yönetmeliğine göre 4. Isı bölgesi olan Erzurum’daki bir binada 18 derece iç ortam sıcaklığında, dış duvar iç yüzey sıcaklığı 16.8 derece ile ısıl konfor elde edilecekken 22-23 derecelerde üşümemeye çalışılıyor. Kışın 22-23 derecelerde bina ısı ihtiyacı, dış duvar iç yüzey sıcaklığının 14 derecelerin üzerine çıkamadığını ve bu durumda yaşanan ısı geçirme katsayısının, Teorik hesapla ve ihmallere dayalı U= 0,40 wat /m2 K yerine U=2 wat/m2 K olduğunu gösteriyor. Oysaki bina içerisinden yüksek ısı performanslı yalıtım kaplamasıyla U=1wat/m2K dolayında ısı geçirme katsayısıyla, 20 derecenin altında ısısal konfor sağlamak mümkündür. Bu durum tarafımızdan yapılan çalışmalarla tespit edilmiştir. Türkiye’de ısı bölgelerinde yönetmeliğe uygun bütün yalıtımlı binalarda ısısal konforun ve enerji verimli yalıtımın olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Binalarda dış duvar iç yüzey sıcaklıkları, ısısal konfor, iç ortam sıcaklıklarını ve elde edilecek ısı tasarrufunu belirler. Aşağıdaki tablolarda, bina içerisinde yaşanan sıcaklıklara bağlı BİNA DUVARLARININ YAŞANAN GERÇEK ISI GEÇİRME KATSAYILARINI değerlendirdiğinizde teorik hesaplamalarla yaşanan değerler arasındaki farkı tespit edebilirsiniz.

Yalıtımda 5000 yıllık deneyim (kerpiç )

Kerpiç; dünyada ilave yalıtım malzemesine ihtiyaç duyulmayan tek yekpare duvar örneğidir. Türkiye’nin değişik ısı bölgelerinde kış – yaz Kerpiç evlerin ısısal konforu bilinmekte ve günümüzde hala yaşanmaktadır. Kışın sıcak yazın serin olan bu evlerin ısısal konforunu günümüz modern evlerinde yaşayamıyoruz. Urfa Harran evlerinde 30cm olan duvar kalınlığı, doğu Anadolu’da 60 – 70 cm dir. 2000 yılından sonra değiştirilen TS 825 ısı yönetmeliğine göre Urfa’da yalıtımlı bir bina duvarından istenen eş değer ısıl direnç karşılığı kerpiç kalınlık 88cm, doğu Anadolu da ise bu kalınlık 163cm dir. Eski yönetmelikte ısı geçirme dirençlerine bağlı eşdeğer Kerpiç kalınlıklarının bölgelerdeki Kerpiç duvar kalınlıklarıyla aynı olduğu dikkate alındığında yeni yönetmelikle yapılan değişikliklerin ısıl konforu dikkate almadan yapılmış olduğu ortadadır. (bakınız şekil A)

 Isıl konforu olmayan hiçbir binadan enerji verimli ısı tasarrufundan bahsedilemez.

styronit-kaplama-tablo

Yalıtımda doğru uygulama

Enerji verimi yüksek Isı yalıtımı, binaların dış duvar iç yüzeyinde, ısısal performansı yüksek yekpare yalıtım sıvalarıyla gerçekleşir. Yalıtım sıvaları bina iç yüzeyinde bir ısı kalkanı oluşturacak şekilde hareket eder. Yalıtım sıvasının İç yüzeyinde ısı 17 derecelerdeyken yalıtım sıvanın arkasında, duvar örgü üzerinde sıvanın kalınlığına bağlı olarak 7,5-10,5 derecelerde olur. Dolayısıyla yalıtım sıvalarının yüksek difüzyon özelliği de dikkate alındığında ısısal konforun sağlandığı düşük iç ortam sıcaklıklarında, duvarlarda yoğuşma olmayacaktır. Bu durum bina dışından yapılan uygulamalara göre  % 10-15 daha az nemli duvarlar ve yüksek ısısal tasarruf avantajı oluşturur. Kışın yüksek iç ortam sıcaklıklarında dahi duvarda oluşan nem nedeniyle duvar yüzeyinin ısıtılması oldukça zordur, ısısal konfor elde edilemez. Nemli duvarlar iç ortamın nemini de arttırır ve bu durum iç ortamın ısıtılmasında dezavantaj oluşturur. Bu sebeplerle yalıtımın bina içerisinden doğal malzemelerle düşük kalınlıklarda yapılması enerji verimliliği için büyük avantaj sağlar.